велеть
emretmek; söylemek
FIIL
NSV/SV
General
велеть
Hem süregelen hem tamamlanan eylemi ifade eder
Он сделал, как ему велели.
O, ona söylendiği gibi yaptı.
Тогда Пилат взял Исуса и велел бить Его. И воины, сплетши венец из терна, возложили Ему на голову, и одели Его в багряницу, и говорили: радуйся, Царь Иудейский! И били Его по ланитам.
O zaman Pilatus İsa'yı tutup kamçılattı. Askerler de dikenlerden bir taç örüp O'nun başına geçirdiler. Sonra O'na mor bir kaftan giydirdiler. Önüne geliyor, “Selam, ey Yahudiler'in Kralı!” diyor, yüzüne tokat atıyorlardı.
Джон остался дома, как ему и велели.
John söylenildiği gibi evde kaldı.
Том сделал это, так как ему велели сделать это.
Tom bunu kendine söylenildiği gibi yaptı.
A1 - Temel