успеть / успевать
zamanı olmak; yetişmek; başarmak
FIIL
SV
General
успеть
Tamamlanan eylem
Я проснулся достаточно рано, чтобы успеть на первый поезд.
İlk trene yetişecek kadar erken kalkarım.
Это всё, что я пока успел найти.
Şimdiye kadar öğrenebildiğimin hepsi bu.
Я едва успел на поезд.
Trene güçlükle yetişebildim.
Они приедут, плюнуть не успеешь.
Yere tükürmeye fırsatın olmadan geri dönmüş olurlar.
Ты не думаешь, что мы можем успеть туда вовремя?
Oraya zamanında gidebileceğimizi düşünmüyor musun?
Когда ты успела так загореть? Лето ещё не началось!
Sen ne ara böyle yanmayı başardın? Daha yaz gelmedi ki!