вынужден
DIğER
Я был вынужден солгать.
Yalan söylemek zorunda bırakıldım.
Он был вынужден уйти с поста премьер-министра.
O başbakanlık makamından çekilmeye zorlandı.
C1 - İleri
вынужден
обожествлять
putlaştırmak, tapınmak (Fiil)
распознавать
tanımak, ayırt etmek (Fiil)